DOLAR 18,8125 0.02%
EURO 20,4977 0.3%
ALTIN 1.164,790,01
BITCOIN 436439-1,28%
Lefkoşa
°

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Cemal ASLAN;   • Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik stratejileri
  • Kıbrıs Volkan
  • Güncel
  • Cemal ASLAN; • Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik stratejileri

Cemal ASLAN; • Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik stratejileri

ABONE OL
12 Kasım 2018 15:09
Cemal ASLAN;   • Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik stratejileri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıbrıs’ın stratejik, jeopolitik ve jeoekonomik önemi evrensel, Ortadoğu, Türkiye ve Yunanistan boyutunda değerlendirilecek niteliklere sahiptir. Konu özetle Yunanistan ve Türkiye boyutunda değerlendirildiğinde çarpıcı bir durumla karşılaşılmaktadır.
Rum-Yunan ikilisinin Doğu Akdeniz’de planlı ve jeopolitik girişimlerinin yaratığı sorunlara karşı alınacak önlemler ve izlenecek diplomatik, hukuki, ekonomik ve teknik çalışmalar çok önem taşımaktadır. Bu önem her şeyden önce Türkiye açısından Kıbrıs Adasının, KKTC ve Doğu Akdeniz’in stratejik ve jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır.
GKRY bilinçli bir politika ile Türkiye’nin stratejik, jeopolitik, jeoekonomik çıkarları, güvenliği, kısaca geleceği açısından çok büyük öneme sahip bir sorunu gündeme taşımıştır.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ni taraf haline getirmek, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini de etkileyecek ve uluslararası aktörleri de taraf haline getirecek bir siyasi oyuna girişmiştir.
Yunanistan, ENOSİS’İ gerçekleştirmesi (Kıbrıs’ı alması/ilhak etmesi) halinde, Türkiye’yi batı ve güneyden kuşatma olanağına kavuşacaktır. Böylece Yunanistan Türkiye’ye karşı jeopolitik gücünü artıracak, Ege’deki hedeflerinin önü açılacak, Kıbrıs’ta konuşlandıracağı uçaklarla ve yerleştireceği füzelerle Anadolu’nun derinliklerine kadar etkili olabilme olanağına kavuşacak, Türkiye’yi Güney’den de tehdit edebilecek konuma gelecektir. Ayrıca Yunanistan bu yolla, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de, Ortadoğu’da ve Kıbrıs’taki üstünlüğüne, nüfuzuna ve kontrolüne de son verecek, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki hava ve deniz yollarını denetim altına alacaktır. Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta, Ortadoğu’da her bakımdan söz sahibi bir ülke olacaktır. Bu da Ege sorunları benzeri sorunları Türkiye’nin güney kıyılarına, Doğu Akdeniz’in kuzey doğusuna da taşıyacaktır.
Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile GKRY’nin Münhasır Ekonomik Bölge(MEB) sınırlandırma anlaşması imzalaması durumunda Türkiye’nin işi çok daha zorlaşacak ve Ege’deki durumu da tehlikeye girebilecektir. Diğer bir deyişle Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının saptanmasında uygulanacak esaslar açısından Yunanistan ile GKRY arasında eşit uzaklık/ortay hat usulüyle bir sınırlandırma anlaşması yapıldığında Türkiye’nin hak ve çıkarları göz ardı edilmiş olacaktır. Tek yanlı bu tür girişimi Türkiye’nin kabullenmesi beklenemez. Dolayısıyla Türkiye’nin göstereceği tepki yeni bir krizin ortaya çıkması demek olacaktır. Türkiye bu yöndeki bir girişimi siyasi-diplomatik açıdan engellemekte zorlanacaktır. Özellikle her iki tarafın da Avrupa Birliği üyesi olması salt bu iki ülkeyi değil aynı zamanda AB faktörünü de dikkate almayı gerektirecektir. Siyasi-diplomatik stratejilerin yetersiz kaldığı durumlarda ise caydırıcı askeri önlemlerin alınması tırmanmayı arttırabilecektir.
GKRY’nin Münhasır Ekonomik Bölge(MEB) ilanı aynı zamanda Kıbrıs Rum Yönetimi açısından egemenlik iddialarının ilanı niteliğindedir. KKTC’nin uluslararası tanınırlığının sağlanamadığı bir ortamda kıyıdar ülkelerle karşılıklı sınırlandırma anlaşmaları imzalayabilmesi müzakere sürecinde psikolojik bir baskı yaratabilmiştir. Bu açıdan kontrollü bir tırmandırma çabasıdır. AB üyeliğinin gerçekleşmesinin ardından kıyıdar ülkelerle ikili anlaşmalar yapma girişimlerini hızlandırması ve petrol & gaz arama ihaleleri açması egemenlik iddialarının pekişmesini ve yaygın kabulünü sağlamaya dönük girişimlerdir.
Bütün bu girişimler çerçevesinde elde edilmeye çalışılan ise izlenen fiili durum oluşturma siyasasında doğrudan Türkiye ile müzakere masasına oturabilmek ve diğer kıyıdar ülkelerin tanıdığı “meşru temsilci” sıfatını Türkiye’nin de tanımasını sağlamaktır. GKRY, MEB ilan ederek, ikili sınırlandırma anlaşmaları yaparak, petrol & gaz arama ihaleleri açarak Türkiye’nin tepki vermesini sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye’nin tepki vermesini ise ortada uluslararası hukuk anlamında bir uyuşmazlık konusunun varlığına işaret olarak yorumlamış ve Türkiye ile müzakereye hazır olduğunu da ifade etmiştir.
Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi arasında yaşanmakta olan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması sorununa ilişkin yaklaşımı hukuksal bir tartışma alanı olmaktan çok siyasi bir tartışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan ve GKRY, Birliğin deniz alanlarına ilişkin siyasasını oluştururken kendi ulusal çıkar ve önceliklerini içeren düzenlemeleri yapma fırsatına sahip oldukları için Doğu Akdeniz’deki Birlik kurallarının, düzenlemelerinin yaşama geçirilmesinde geniş bir hareket alanı yaratabilmektedirler. Karar alma mekanizmaları içerisinde yer almayan Türkiye ancak uygulamaları kabullenmek veya reddetmek seçenekleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda ele alındığında Yunanistan ve GKRY, Birliğin denizlere ilişkin düzenlemelerinden yararlanarak kendi deniz yetki alanlarının sınırlarını belirlemeye dönük girişim başlattıklarında Birliğin ortak düzenlemelerinden hareket ettiklerini ileri sürerek bir tür meşruiyet alanı da yaratabilmektedirler. Örneğin KRY’nin ilan etmiş olduğu münhasır ekonomik bölgede hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve işletilmesine ilişkin ruhsat verme ve ihaleye çıkma sürecinde hazırlamış olduğu ihale dosyasının AB mevzuatına uygun olarak hazırlandığı görülmektedir.
Aslında AB perspektifinde tüm bu faaliyetler yürütülürken ortak bir deniz alanı yaratılmak hedeflenmektedir. Bununla birlikte bu ortak deniz alanının iç ve dış sınırlarının saptanması konusunda ciddi sıkıntıların olduğu da bilinmektedir. Bu noktada üye ülkeler ve/ya komşu ülkeler arasında deniz yetki alanlarına ilişkin olası uyuşmazlıkların kaldırılabilmesi için yargısal çözüm yolları da dahil olmak üzere her türlü girişimi desteklemektedir. Bununla birlikte uygulamada Avrupa Birliği’nin üyesi ülke ile komşu ülkeler veya aday ülkeler arasındaki sınırlandırma müzakerelerinde üye ülkenin açık bir avantajı olduğu görülmektedir. Genel olarak Birlik kendi üyesi olan ülkenin tezlerine yakın bir duruş sergilemektedir. Üyelik isteğinde olan aday ülke için sınır sorunlarının çözümüne ilişkin süreç zorlu bir pazarlığa dönüşmektedir.
Avrupa Birliği’nin hâlihazırda tüm üyeler için ortak, ilan edilmiş bir Münhasır Ekonomik Bölgesi bulunmamaktadır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.