Kıbrıs Volkan
Kıbrıs Volkan

Basında ilk kez… Denktaş’ın TMT anıları (1)

18 Ekim 2017 - 9:13 'de eklendi ve A+A-

Basında ilk kez… Denktaş’ın TMT anıları (1)

“TMT’nin gerçek kuruluş  tarihi Kasım 1957’dir.  EOKA,1955 Nisan ayında  faaliyete  başlamıştı. Enosise’e karşı olan herkes EOKA’nın hedefiydi. Kıbrıs Türkleri  Enosise karşıydı.  EOKA’ya göre su ile ateşin bir arada olmaları mümkün olmadığından Türk ile Rum’un da bir arada olması , işbirliği yapması olanaksızdı.  Yoldan Türk yolcu alan Rum şoförlere bile tehdit mektupları  gönderiliyordu.  Ben savcılıkta EOKA’nın her türlü faaliyetlerini , planlarını zaman içinde gizli dosyalardan ve polise intikal eden dosyalardan elde ediyordum.  Bunları değerlendirerek Dr. Küçük’e    ve onun kanalıyla Türkiye’ye duyuruyordum.

EOKA VE SİYASİ LİDERLİK

O güne kadar silahsız halk, sokak ve mahalle müdafaası  için  bir araya geliyor, gençler çeşitli isimler altında gruplaşıp EOKA’ya karşı bir direniş oluşturmaya çalışıyordu.  Fakat bunlar amatörce yapılan işlerdi. EOKA, yer altı teşkilatı kurup, idare etmede uzman bir Yunan albayının sevk ve idaresindeydi. Yunan Genel Kurmayı’na  bağlıydı.  Eylemleri belirli bir siyaseti desteklemek için yapılırdı.  Siyasi liderlik ile  bu vurucu kuvvet arasında bir bağlantı vardı.  Her hareket, her açıklama bir hesaba göre yapılıyordu.

BİZ DE TAM BİR KEŞMEKEŞ VARDI

Bizde ise durum tam bir keşmekeş  içindeydi. VOLKAN adı altında teşkilatlanmış bazı kişiler Dr. Küçük ile temas eder ve Rumların bize yaptıklarına karşı eldeki olanaklarla gösterişe geçer veyahut Türk bölgesindeki bir  Rum dükkanına zarar yapardı. Bu eylemler belirli bir siyasete uygun şekilde ve siyasi liderlikle koordine edilerek yapılmadığı için de, çoğu kez zararlı olurdu. VOLKAN’ı  oluşturan  arkadaşlar arasında bu keşmekeşin bu şekilde devam edemeyeceğini teslim edenler de vardı. Bunlarla konuştukça “birşeyler yapılması” gereğini görüyordum. Dr. Küçük de bu görüşteydi. Fakat ne yapılabilirdi? Gece gündüz bunu düşünüyorduk. Günler geçip olaylar yoğunlaştıkça acayip durumlarla karşı karşıya kalıyorduk. Mesela, Rumlar bir Türk öldürüyor, gençler galeyena gelerek yürüyüşe geçiyor, yürüyüş birden bire Rum mallarını yakma şekline dönüşüyordu.  Tam o sırada bir İngiliz Polis subayı  Dr.Küçük’e gelir “bu işi lütfen yatıştırınız” der, Dr. Küçük de  polis  jeepine binerek halk arasında gezer, itidal telkin eder, halkı dağıtırdı. Halk da Dr. Küçük’e olana saygısından dağılırdı. Veyahaut yapacak başka bir işi kalmadığı için dağılırdı.  Fakat resmi makamalar indinde Dr. Küçük’ün emri ile  başlatıldığı  zannedilen bir olay, Dr. Küçük’e müracaat etmekle durdurulabiliyordu.  Ve olaylar  yayılıp Türklerin  reaksiyonları da yoğunlaştıkça “Dr. Küçük eşittir VOLKAN” görüntüsü reaksiyonların değerini yok ediyor, değerlendirme   hatasına neden oluyordu. İngiliz idareciler bu nedenledir ki, 1958 ocak olaylarına kadar Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs’ta gerçekten hak iddiasında  bulunduklarına ,inanmak istememişti.

AV TÜFEKLERİ

Etkisiz, silahsız, siyasi direktiften yoksun bir teşkilatın ciddiye alınmadığı aşikardı. Gün geldi, İngiliz idaresi bir gecede tüm av tüfeklerini topladı.  Rumlar bu karardan erken haberdar oldular  ve EOKA a kanalıyla tüm av tüfeklerini sakladılar, hükümete vermediler.

Ben de ertesi gün çıkacak kararname hakkında 24 saat evvelinden bilgi verdim, fakat kimse birşey yapmadı. Liderliğin kapısına gelip “silahları verelim mi” diye soranlara “vermeyip de ne yapacaksınız” cevabı  verildi.  Ve bir günde tüm toplum silahsız durumda kaldı.

GÖSTERİLER

Bu başıboşluluk, Kasım 1957’de had safhaya çıktı.  Yine, bir Türk  EOKA ’cılar tarafından öldürülmüştü.  Gençler yine Dr. Küçük’ün evinin önünde toplanıp gösteriye başladılar. Dr. Küçük,  halka  heyecanlı bir konuşma yapmak ve toplantıyı Rumların bu barbarlığını  dünyaya duyuracak bir protesto  mitingine dönüştürmek için ikna edilmişti ki, İngiliz  polis subayı jeepi ile Dr. Küçük’e geldi. Halkın dağılmasını istedi.  Dr. Küçük  dejeepe bindi, halkın dağılmasını söyledi. Hepimizin beklediği ve gerekli gördüğü dünyayı uyarıcı miting bir çırpıda günden dışı kaldı. “Teşkilattanım” diyen bazı gençler ise Rum dükkanlarına saldırmaya hazırlanıyordu.

Hayretten dona kalmıştım. Atatürk Meydanı’na dağılmakta  olan halkla birlikte yürümeye başladım. Herkes haklı bir kızgınlık içindeydi. Niye sesimizi duyuramıyor, öldürülen kardeşlerimizin kanının niye yerde bırakıyorduk? Dr.Küçük, jeeple elinde mikrofon yanımızdan geçerek evine dönüyordu. ”Arkadaşlar dağılınız, beni sevenler  dağılsın” diyordu.

NALBANTOĞLU’NA SÖYLEDİKLERİM

Tam bu sırada karşıdan Dr. Burhan Nalbantoğlu   geliyordu. Kendisine önümüzdeki manzarayı gösterdim. “Dr. Küçük’ün  polisjeepinde işi ne, toplantıyı kendisi mi  başlattı ki, İngiliz subayının ricası ile derhal dağıtıyor,  bu gençler ne yapmak istiyor, bu başıbozukluğa  ne zaman son vereceksiniz”  diye sordum.

Nalbantoğlu’nun kedine öz bir konuşma tarzı vardı. Sağ kulağını sol eliyle gösteren biriydi. Söylediklerimden etkilendiği muhakkaktı. VOLKAN’cılarla da irtibatlıydı. Dr. Küçük ise kendisine itimat etmez, yanına pek yaklaştırmazdı. “Şikayet ettiğin kişi senin yakınındır, ona söyle bunları” deyip, geçmek istedi. “Ben sana, gençliğin görevi vardır diyorum. Gençliği göreve çağırmak ve disiplinli bir kitle  hakine dönüştürmek sana düşer, bize düşer” dedim ve ayrıldık.

1O KASIM’DA  TATSIZLIK

10 Kasım Atatürk’ü anma gününde de  yine tatsız ve hoş olmayan olaylar yaşandı. Kendilerine bazı örgüt isimleri takan gençler, Zafer Sineması’nda  Atatürk ile ilgili film gösterilirken, tehditler savurdular. Bunlara göre “10 Kasım yas günüdür ve matem içeresinde kutlanmalıdır.” Atatürkçülüğün ruhunu ve özünü anlamayan bu kişiler  nereye ve kime hizmet ettiklerini bilmiyorlardı.

Bu başıbozukluğa,  dağınıklığa son veremezsek, pek yakında birbirimize düşüp, Rum’un kucağına teslim olacaktık.

Üzülmemek ve endişelenmemek elde değildi.  Birşeyler yapmalıydık.

BEYAZ’IN CENAZE TÖRENİ

Rum saldırıları her geçen gün daha da yoğunlaşırken, EOKA, Polis Müfettişi i Mustafa Ahmet Beyaz’ı   pusuya düşürerek öldürür.  Beyaz’ı binlerce kişinin katılımı ile düzenlenen törenle ebedi istirahatgahına tebdil ettik. Beyaz’ı n naaşı Selimiye Camisi’nden alınıp omuzlarda taşınırken, Lefkoşa ender günlerinden birini yaşıyordu. Kıbrıs Türkü’nün yüreğinde büyük bir öfke, büyük bir bekleyiş vardı.

Sesimizi daha gür duyuracağımız, birbirimize daha sıkı kenetlenmemiz gereken bu günde  yine tatsız olayalar yaşandı. Kardeş kavgasının çıkmasına ramak kaldı. Kıbrıs Türktür Partisi ile yaptığımız istişare  sonucunda Lefkoşa esnafından cenaze dolayısıyla dükkanlarını saat 11’den saat 2’ye  kadar kapatmalarını rica etmiştik. Bununla ilgili olarak da Kıbrıs Türktür Partisi bir de bildiri yayınlamıştı. Bunu milli  bir görev addeden  esnaf, gerekirse  günlerce dükkanlarını  kapatabileceklerini bize bildirmişlerdi. Ama ne yazık ki, kendi bilmez bazı gençler yine sahnedeydi.

KARDEŞ KAVGASINA DOĞRU

Sabahın erken saatlerinden itibaren dükkanları dolaşan ve kendilerini “teşkilattanız” diye tanıtan bazı  gençler , saat 9’dan itibaren dükkanların kapanması yönünde tehditler savurdular, karşı çıkacak olanları cezalandıracaklarını söylediler. Lefkoşa esnafı, değil bir gün, günlerce dükkanlarını kapatacaklarını  gönüllü olarak bize bildirmişken, bu gençlerin tehditleri sonucu durum bir anda gerginleşti. Muhtemel bir kardeş kavgasını güçlükle önleyebildik. Durumum önemini kavramayan, siyasi liderlikle uyum içinde olamayan, acayip örgüt isimleri taşıyan bu gençler davamıza zarar verebileceklerinin farkında bile değillerdi.

Onlara göre EOKA , her Türk öldürdüğünde Rum mahallelerine geçip , bir ki Rum dükkanı yakmak yeterliydi. Aniden püsküren volkan gibi yatağından taşıp birşeyler yapıyor ve  hemen sonra geri çekiliyorlardı. Bu hareketlerin davamıza zarar mı, yarar mı verdiğini düşünen yoktu. Şimdi bu olayda bile, siyasi liderliğin öncülük yapmasına rağmen onlar yine bildiklerini yapıyordu, hem de  kardeş kavgasını göze alarak.

Bu dağınıklığa son vermek gerekiyordu. Ancak “teşkilattanım” diyerek halkın karşısına çıkıp, emir yağdıranları kim idare ediyor, ipler kimin elinde belli değildi.  Dr. Küçük sadece  Özel Şakir ile irtibat halinde. Özel bey de “her olayın arkasında  bizi aramayınız, fırsat düşkünleri çok” diyordu.

NALBANTOĞLU GELDİ

Nalbantoğlu ile konuşmamızın üzerinden 3-5 gün geçmişti. Nalbantoğlu  bana geldi, konuşmamızı hatırlattı. “Bu akşam buluşalım, görüşlerini paylaşan bir arkadaşım var, bana söylediklerini kendisine duyurdum.  Bir şeyler yapacaksak senin de görev alman gerekir, sensiz bir şey yapamayız” dedi. Arkadaşının ismini verdi, kemal Tanrısevdi. Birçok kez karşılaşmış ve konuşmuştuk. Türkiye Başkonsolosluğu’nda  idari ataşe olarak çalışıyordu. Gecenin geç vakti, Lefkoşa’nın varoşlarında Eğlence köyündeki  Tanrısevdi’nin , mütevazi evinde üç kişi bir araya geldik. Yeni bir teşkilat, VOLKAN’dan reaksiyon ne olur, gizlilik.

Şimdilik  Dr. Küçük’ e duyurulmayacaktı. Bu beni rahatsız etmişti. Ancak, Dr. Küçük’ün, Nalbantoğlu’na  tahammülü yoktu. Denge lazımdı.”

  1. KÜÇÜK KONUSU

İlk toplantıda karşılaştığımız  birkaç zorluk vardı. Bunların başında konunun  Dr.Küçük’e duyurulmaması konusuydu. İlk kez Dr. Küçük’e rağmen ve onun dışında  bir teşkilat kurulacaktı.  Ben buna şiddetle karşı çıktım. Neticede, Dr. Küçük’e kuruluştan evvel bilgi verilmemesini kararlaştırdık.  İlk beyannameler dağıtıldıktan  sonra Dr. Küçük’e gereken bilgiyi ben verecektim ve desteğini isteyecektim.” (DEVAM EDECEK)

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Trafik kazaları dur-durak bilmiyor…      Bir haftada 57 trafik kazası Trafik kazaları dur-durak bilmiyor… ...

NACAK GAZETESİ- KKTC’de 3-9 Ağustos tarihleri arasında 57 trafik kazası meydana gelirken, 24 kişi bu kazalarda yaralandı Polis Basın Su...

Akıncı’ya soruyoruz;  Örtülü ödenek nerelere harcandı? Akıncı’ya soruyoruz; Örtülü ödenek nere...

NACAK GAZETESİ- Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanı seçilmeden önce yaptığı açıklamalarda “örtülü ödeneğin üzerindeki örtüyü kaldıracağını ve ...

Yunanistan AB ile NATO’dan yardım istedi Yunanistan AB ile NATO’dan yardım istedi...

NACAK GAZETESİ- Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Milli Güvenlik Hükümet Konseyini acil toplantıya çağırırken, AB Komisyonu Başk...

Türkiye yeni Navtex ilan etti Türkiye yeni Navtex ilan etti

NACAK GAZETESİ- Oruç Reis sismik araştırma gemisinin, hidrokarbon arama çalışmalarına devam etmek üzere Kıbrıs açıklarına yerleşti. Oru...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Almanya Rum ile Yunanı kurtarmaya çalışıyor Almanya Rum ile Yunanı ku...

NACAK GAZETESİ- Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’...

Trafik kazaları dur-durak bilmiyor…      Bir haftada 57 trafik kazası Trafik kazaları dur-durak...

NACAK GAZETESİ- KKTC’de 3-9 Ağustos tarihleri arasında 57 tr...

Akıncı’ya soruyoruz;  Örtülü ödenek nerelere harcandı? Akıncı’ya soruyoruz; Ört...

NACAK GAZETESİ- Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanı seçilmeden önce...

Yunanistan AB ile NATO’dan yardım istedi Yunanistan AB ile NATO’da...

NACAK GAZETESİ- Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Mil...

Yunan askeri kuvvetleri teyakkuzda Yunan askeri kuvvetleri t...

NACAK GAZETESİ- Yunanistan’ın Mısır ile kısmî deniz bölgeler...

Petridis, Helenizmin hedefini açıkladı;  “Kıbrıs’ı yeniden birleştireceğiz” Petridis, Helenizmin hede...

NACAK GAZETESİ- Rum Savunma Bakanı Haralambos Petridis, “Hel...

Türkiye yeni Navtex ilan etti Türkiye yeni Navtex ilan ...

NACAK GAZETESİ- Oruç Reis sismik araştırma gemisinin, hidrok...

“Türkiye Doğu Akdeniz’e hapsedilemez” “Türkiye Doğu Akdeniz’e h...

NACAK GAZETESİ -TC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, D...

YDP Genel Başkanı Arıklı;  Federasyon iflas etmiştir YDP Genel Başkanı Arıklı;...

NACAK GAZETESİ-Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) “Ver Elini Sa...

Yunanistan hayal görüyor;  “Türkiye ile savaşta zafer bizim olur” Yunanistan hayal görüyor;...

NACAK GAZETESİ- Yunanistan Kara Kuvvetleri Birinci Ordu Onur...

Eğitim HABERLERİ