DOLAR 18,8520 0.22%
EURO 20,5508 0.27%
ALTIN 1.164,830,01
BITCOIN 4470271,24%
Lefkoşa
°

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Cemal ASLAN;  Doğu Akdeniz’in önemi ve Kıbrıs adası

Cemal ASLAN; Doğu Akdeniz’in önemi ve Kıbrıs adası

ABONE OL
10 Eylül 2018 09:51
Cemal ASLAN;  Doğu Akdeniz’in önemi ve Kıbrıs adası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir ülkenin jeopolitik gücü, coğrafi konumu ve beşeri değerlerle oluşur. Kıbrıs Adası, Kuzeydoğu Akdeniz’de 9,283 Km2 gibi küçük yüzölçümüne sahip, kara parçasında doğal kaynakları bulunmayan bir adadır. Buna karşın önemi çok büyüktür. Bu önem coğrafi konumundan, stratejik ve jeopolitik oluşumlarından ileri gelmektedir.
Kıbrıs sahip olduğu jeopolitik konumu dolayısıyla tarihsel geçmişinde ve günümüzde, Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında önemli roller oynamıştır. Ticaret yollarının kesişme noktası olması dolayısıyla tarihte pek çok devletin Kıbrıs’a sahip olma emelleri olmuştur.
Kıbrıs’ı elde bulunduran güçlü bir devlet, Ortadoğu sorunlarında söz hakkına ve Ortadoğu devletleri üzerinde prestij sağlayacak bir konuma sahip olur.
Kıbrıs, Asya, Afrika ve Avrupa’nın birleştiği nokta ve Süveyş Kanalı’nın önünde sanki bir “kapı görevi” görmektedir. Günümüzde yeni jeopolitiği ile Kıbrıs ABD, Rusya, AB ve Ortadoğu’nun birleşme noktasındadır. Bu evrensel güç odaklarının çıkarlarının yol kavşağında, politikalarının güzergahı üzerindedir.
Coğrafi konum itibariyle Kıbrıs adası dünya ekonomisin önemli bir alt coğrafyası olan Doğu Akdeniz’de “batmayan bir uçak gemisi” gibidir. Bu konumundan daha da önemli olan KKTC Türkiye açısından ikinci bir donanmadır. Enerji kaynakları, enerji ulaşım terminalleri, Doğu Akdeniz’de tespit edilen hidrokarbon kaynakları dolayısıyla her geçen gün Ortadoğu’da stratejik önemi her zamankinden daha çok artmaktadır.
Kıbrıs’ın stratejik, jeopolitik ve jeoekonomik önemi evrensel, Ortadoğu, Türkiye ve Yunanistan boyutunda değerlendirilecek niteliklere sahiptir. Konu özetle Yunanistan ve Türkiye boyutunda değerlendirildiğinde çarpıcı bir durumla karşılaşılmaktadır.
Yunanistan, ENOSİS’İ gerçekleştirmesi (Kıbrıs’ı alması/ilhak etmesi) halinde, Türkiye’yi batı ve güneyden kuşatma olanağına kavuşacaktır. Böylece Yunanistan Türkiye’ye karşı jeopolitik gücünü artıracak, Ege’deki hedeflerinin önü açılacak, Kıbrıs’ta konuşlandıracağı uçaklarla ve yerleştireceği füzelerle Anadolu’nun derinliklerine kadar etkili olabilme olanağına kavuşacak, Türkiye’yi Güney’den de tehdit edebilecek konuma gelecektir. Ayrıca Yunanistan bu yolla, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de, Ortadoğu’da ve Kıbrıs’taki üstünlüğüne, nüfuzuna ve kontrolüne de son verecek, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki hava ve deniz yollarını denetim altına alacaktır. Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta, Ortadoğu’da her bakımdan söz sahibi bir ülke olacaktır. Bu da Ege sorunları benzeri sorunları Türkiye’nin güney kıyılarına, Doğu Akdeniz’in kuzey doğusuna da taşıyacaktır.
Kıbrıs, Türk -Yunan ilişkilerinde çok önemli bir denge unsurudur. Türkiye ve Yunanistan için Kıbrıs’ın stratejikve jeopolitik önemi bu açıdan da değerlendirilmelidir. Bu noktada Kıbrıs’ın stratejik önemi devreye girmekte ve Kıbrıs’ta Türkiye’nin statü ve haklarının korunması zorunluluğu çok açık bir şekilde görülmektedir. Uluslararası antlaşmalarla Türk-Yunan dengesinin Kıbrıs üzerinde kurulması ve Doğu Akdeniz’de bu dengenin korunması, Türkiye açısından stratejik ve jeopolitik bir önem taşımaktadır.
Kıbrıs Adası, Türkiye’nin Güney’den ikmal yollarını etkin bir şekilde kontrol etme olanağına sahiptir. KKTC’nin varlığı nedeniyle bugün Kıbrıs Adası, Türkiye’ye güney bölgesinden güvenli çıkış olanağı sağlamaktadır.
GKRY’NİN DENİZ YETKİ ALANLARINI PAYLAŞMA GİRİŞİMİNİN PERDE ARKASI
GKRY’nin görünürde “sahnede” olduğu, perde arkasında Yunanistan’ın ve destekçileri ABD, İngiltere, Fransa ve AB’nin bulunduğu Doğu Akdeniz’de petrol arama oyununda esas hedef Türkiye, Kıbrıs Türk halkı ve Rum “egemenliğini” denize yayma stratejisidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Doğu Akdeniz’de önce 17 Şubat 2003 tarihinde Mısır, 17 Ocak 2007 tarihinde Lübnan ve 17 Aralık 2010 tarihinde İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşmaları yapmıştır.
Günümüzde ise GKRY doğalgaz ve petrol arama girişimlerini ABD, Fransa ve İtalya gibi devletlerin uluslararası petrol şirketleri ile yaptığı arama anlaşmaları, başlattığı doğalgaz sondajlarıyla Türkiye üzerinde uluslararası alanda siyasi baskı yaratmaya ve belirledikleri hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır. Ancak Türkiye, NAVTEX ilanlarıyla ve İtalyan Şirketi ENİ’nin sondaj gemisini Türk Deniz Kuvvetleri’nin uzaklaştırmasıyla Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını koruyacağını ve bu tür girişimlere izin vermeyeceğini kesin olarak göstermiştir.
GKRY, AB’nin, ABD’nin, Yunanistan’ın ve İsrail’in desteği ile Doğu Akdeniz’de sürdürdüğü girişimlerin son derece önemli ve tehlikeli gelişme potansiyeli vardır. Öncelikle girişim, Kıbrıs uyuşmazlığı ile Doğu Akdeniz’de mevcut Türk-Yunan rekabeti bakımından stratejik, jeopolitik ve tarihi öneme sahiptir. GKRY bilinçli bir politika ile Türkiye’nin stratejik, jeopolitik, jeoekonomik çıkarları, güvenliği, kısaca geleceği açısından çok büyük öneme sahip bir sorunu gündeme taşımıştır.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ni taraf haline getirmek, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini de etkileyecek ve uluslararası aktörleri de taraf haline getirecek bir siyasi oyuna girişmiştir. Doğu Akdeniz bölgesinin son derece önemli ve o ölçüde de hassas bir bölge olması ve Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki varlığı, askeri gücü ve artan nüfuzu sorunun önemini ve boyutunu daha da artırmaktadır.
Sonuç olarak, Doğu Akdeniz, stratejik ve jeopolitik açıdan önemli bir enerjiye kaynak bölgedir. Bundan dolayı bölgede petrol ve doğalgaz arama girişimlerinin başlamasıyla, uluslararası boyuta da taşınacak yeni paylaşım ve denge sorunları ortaya çıkmıştır. Böyle bir gelişme bölgenin genel stratejisini ve jeopolitik yapısını önemli ölçüde etkileyecek bir niteliktedir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.