Kıbrıs Volkan
Kıbrıs Volkan

Çözüm süreci prangadır

07 Ağustos 2017 - 23:37 'de eklendi ve A+A-

Çözüm süreci prangadır

Kıbrıs müzakere sürecinin KKTC halkının iradesine, enerjisine, kalkınma hamlelerine ve en önemlisi de genç kuşakların istikbal ve kaderine vurulmuş bir pranga olduğunu söylemek yanlış olmaz. Böyle bir pranganın genç nesilleri istikbal bakımından karamsarlığa, ümitsizliğe ve bezginliğe sevk etmesi de şüphesiz kaçınılmazdır. Bunun sonucu da, korkarım, Kıbrıs konusunda yaşayabilir âdil ve kalıcı bir çözüm şekline doğru ilerleme sağlanması değil, Kıbrıs Türk halkının  milli davada çözülmeye doğru hızla kayması olacaktır.
Kıbrıs müzakere süreci 49. yılını tamamlamış bulunmaktadır. Ortaya çözüm çıkmış değildir. Bugünkü durumda, iddiaların aksine, çözüme yaklaşılmış da değildir. Bu neden böyledir?

ÇÖZÜMSÜZLÜĞİN SEBEPLERİ

Birincisi, Rum – Yunan ittifakı Kıbrıs için “enosis” emelinden ve hayalinden vazgeçememiştir.

İkincisi, Kıbrıs Rum kamuoyu ve özellikle genç kuşak bu vakte kadar siyasetçiler tarafından Ada’da “iki kesimli federal” çözümü kabul yönünde beslenmemiş, teşvik edilmemiştir. Bu gerçeğin görülebilmesi için müzakere sürecinin sadece son 10 yıllık dönemine göz atılması bile yeterlidir. Rum liderler, Makarios’un 1977’de Denktaş’la Kıbrıs sorununun çözümü için “federasyon” şekli üzerinde mutabakata varmış olmasını dahi eleştiren demeçler vermişlerdir. Hristofyas çeşitli vesilelerle “federasyon formülü Makarios’un verdiği acı bir tavizdir” sözünü tekrarlamıştır. Anastasiadis de bir konuşmasında, müzakerelerin “iki kesimli ve iki toplumlu federasyon” hedefini “ıstırap veren bir uzlaşı” olarak nitelemiştir.

Üçüncüsü, Rum tarafı ve Yunanistan, ortak pozisyonlarını, çözüm için 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarının kaldırılması ve Ada’nın Türk askerî varlığından tamamen arındırılması ön şartlarında kilitlemişlerdir.

RUMLAR ÇÖZÜMSÜÜZLÜKTEN RAHATSIZ DEĞİL

BM Güvenlik Konseyi’nin ve AB’nin gelişmelerin seyri içinde aldıkları Rum tarafının iddialarına ve pozisyonuna arka çıkan kararlar ve bunlara dayalı olarak yaptıkları uygulamalar, Rum – Yunan ortaklığını, Kıbrıs sorununun gerçekçi, adil ve kalıcı çözümü için Kıbrıs Türk tarafıyla ve Türkiye ile uzlaşıp anlaşma yapmaya ihtiyaç duymaz hale getirmiştir. “Ada’daki statüko (status quo) kabul edilemez” diye yakınan Rumların ve Yunanistan’ın aslında çözümsüzlükten rahatsız olmadıkları da gün gibi aşikârdır.

RUMLARIN UZUN VADELİ STRATEJİSİ

Rumların ve Yunanistan’ın 1963, 1967 ve 1974’deki silâhlı “enosis” girişimleri Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye tarafından sonuçsuz bırakılmıştır. Türkiye’nin haklı ve zamanlı askerî harekâtıyla Ada’da iki kesimli ve iki devletli yeni bir durum yaratılmıştır. Böylece  gerçekçi ve yaşayabilir bir çözümün alt yapısı oluşmuştur.  Rum – Yunan ittifakı ise  kendilerinin sebep olduğu bu yeni durumu kabullenememiştir. Ada’daki durumu, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hak ve yetkileri de kaldırılmış olarak, eski haline getirme hayaliyle “uzun vadeli mücadele” stratejisini uygulamaya koymuştur. Bu strateji, daha önce silâhlı saldırılar ve ekonomik abluka gibi sindirme metotlarıyla “enosis” karşısındaki direnci kırılamayan Kıbrıs Türk halkının dayanma ve mücadele azminin “yıldırma” ve “usandırma” yöntemlerine başvurularak aşındırılabileceği düşüncesinin ve ümidinin ürünü olmuştur.

RUM TARAFI MÜZAKERE SÜRECİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR

Rum tarafı, Yunanistan’ın da desteğiyle, BMGS’nin “iyi niyet” görevi çerçevesindeki çözüm arayışlarında, müzakere sürecini  “uzun vadeli mücadele” stratejisinin hedefleri doğrultusunda istismar etme niyetiyle hareket etmiştir. Rum tarafı, Türkiye’nin 1974 müdahalesinin Ada’daki sonuçlarını – iki kesimlilik dahil – bütünüyle ortadan kaldıran, Garanti ve İttifak Antlaşmalarını sona erdiren, Ada’yı Türk Silâhlı Kuvvetlerinin unsurlarından tamamen arındıran bir çözüm şekli elde edebilmesine elverişli bir konjonktürün ortaya çıkmasına değin masada ve masa dışında oyalayıcı tutum ve taktiklerle zaman kazanma peşinde olmuştur.

BM’NİN VE AB’NİN TUTUMLARI

Özellikle KKTC’nin ilânından sonraki dönemde BM Güvenlik Konseyi’nin KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak tanınmasını engellemek için uluslararası topluma yaptığı çağrıyla beraber AB’nin ticarî ve ekonomik ilişkiler ve vize bakımından KKTC’ne getirdiği çeşitli kısıtlamalar ve nihayet, Rum yönetiminin ve Yunanistan’ın AB üyesi olmaları,  Rumların stratejilerini uygulamaları için müsait bir zemin oluşturmuş ve güçlü bir destek sağlamıştır. Rum tarafı bu zemini kullanarak Kıbrıs Türk halkının Ada’da çözümsüzlüğün sıkıntılarını hissetmelere yol açacak uygulamalara girişmiştir. Algı operasyonları düzenlemişlerdir.
Türkiye’nin Nisan 1987’de AB’ne tam üye olmak için başvuruda bulunmasından sonra ise Türkiye ile Yunanistan arasındaki ihtilaflı konular ve Kıbrıs konusu Türkiye – AB ilişkilerinin gündemine dahil edilmişlerdir. Fazla zaman geçmeden de Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin sürecin ilerleyebilmesinin siyasî şartları haline getirilmişlerdir. Bu durum da Rum – Yunan ortaklığının Kıbrıs sorunundaki stratejisinin uygulanmasına ilâve destek ve güç kazandırmıştır.

HRİSTOFYAS’IN İFŞAATI

Rum tarafında 2008 yılında Hristofyas’ın başkan seçilmesi nedense o zaman  KKTC’de, Türkiye’de ve uluslararası çevrelerde Kıbrıs sorunun çözüm yolunda ümit ve beklenti yaratmıştır.  Bu beklenti boşa çıkmış; Hristofyas ile Talât arasındaki müzakere süreci sonuç vermemiştir.

Hristofyas görev süresinin sonuna doğru yaptığı konuşmalarda “5 yıllık iktidarı boyunca KKTC’ye yönelik ambargoların yürürlükte kalması için mücadele ettiklerini” söylemiş; bunu başkanlık döneminin bir “başarısı” olarak  takdim etmiştir. “Yaptığımız en önemli iş, soruna yön veren tarafları KKTC’nin siyasi düzeyinin yükseltilmesinin bölünmeye neden olacağına ikna etmemiz ve çözüm umutlarını sürdürmemiz oldu” demiştir.

Hristofyas’ın partisi AKEL’in Annan Plânı üzerindeki referandumda o dönemdeki Rum Lider Papadopulos’un “red” kampanyasını desteklediğini ve AKEL taraftarlarının oylarıyla “plan”ın reddedildiğini kaydetmek isterim. Rum tarafının müzakere sürecini kendi emelleri doğrultusunda kötüye kullanma niyeti, çözüm çabalarının bir zaman çerçevesiyle sınırlanmasına; BMGS’nin “hakemlik” gibi bir rol üstlenmesine daima kararlı biçimde karşı çıkıyor olmasından da bellidir.

ÇÖZÜM SÜRECİ PRANGADIR

Konuya bu gerçeklerin ışığında baktığımız zaman Kıbrıs müzakere sürecinin KKTC halkının iradesine, enerjisine, kalkınma hamlelerine ve en önemlisi de genç kuşakların istikbal ve kaderine vurulmuş bir pranga olduğunu söylemek yanlış olmaz. Böyle bir pranganın genç nesilleri istikbal bakımından karamsarlığa, ümitsizliğe ve bezginliğe sevk etmesi de şüphesiz kaçınılmazdır. Bunun sonucu da, korkarım, Kıbrıs konusunda yaşayabilir âdil ve kalıcı bir çözüm şekline doğru ilerleme sağlanması değil, Kıbrıs Türk halkının  milli davada çözülmeye doğru hızla kayması olacaktır.

Bu pranganın Türk tarafınca kesin kararlı bir tutum ve duruşla kırılmasının veya müzakere sürecine “devam edip etmeme” konusunun KKTC’de referanduma sunulmasının zamanının çoktan gelmiş ve geçmekte olduğunu düşünüyorum.

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
<br>GERÇEĞE BAKIŞ </br> Aydın Akkurt yazdı : ” “SİYASİ DARBE”Yİ KİM GERÇEKLEŞTİRMEK İSTEDİ ?  “
GERÇEĞE BAKIŞ
Aydın Akkurt yaz...

Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun istifasından sonra, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bir an önce yeni hükümeti oluşturmaya yönelik olarak siyasi pa...

<br>GERÇEĞE BAKIŞ </br> Aydın Akkurt yazdı : ” CUMHURBAŞKANI TATAR’A  “VATAN HAİNİ” DİYENLER “
GERÇEĞE BAKIŞ
Aydın Akkurt yaz...

Esas konuya girmeden önce “vatan” ve “vatan haini” kelimelerinin ne anlama  geldiğine ve neleri içerdiğine  özetle bir bakalım. VATAN; ...

Aydın Akkurt Yazdı : “SEDAT PEKER- CENK MUTLUYAKALI VE BAYRAK MESELESİ” Aydın Akkurt Yazdı : “SEDAT PEKER-...

Halil Falyalı’nın cenaze töreninde acılı ailesi ve yakınları tabutun üzerine Bayrak serdi. Vay sen misinin bunu yapan. “Sol...

Aydın AKKURT;  21 ARALIK, GİRİT VE KIBRIS Aydın AKKURT; 21 ARALIK, GİRİT VE KIBRI...

Kıbrıs Türk halkını yok etmek için 21 Aralık 1963 günü Rum-Yunan ikilisi tarafından başlatılan saldırıların 57. yıldönümünde Girit mese...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Cumhurbaşkanı  Tatar, Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay’ı kabul ederek gelişmeleri görüştü Cumhurbaşkanı Tatar, Mer...

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat...

Tatar:Erenköy Direnişi Kıbrıs Türk halkın varoluş mücadelesinde ilham kaynağı Tatar:Erenköy Direnişi Kı...

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Erenköy direnişinin Kıbrıs Türk h...

Hasipoğlu’ndan ‘İslam Spor Oyunları’ ile ilgili açıklama Hasipoğlu’ndan ‘İslam Spo...

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekrteri Oğuzhan Hasipoğlu, gere...

Tahıl taşıyan 2 gemi daha Ukrayna’dan hareket etti Tahıl taşıyan 2 gemi daha...

TC Milli Savunma Bakanlığı, tahıl taşıyan 2 geminin daha Ukr...

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Erenköy şehitlerini ve Yüzbaşı Topel’i andı TC Cumhurbaşkanı Yardımcı...

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 58 yıl önce Kıbrıs’t...

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 13. Büyükelçiler Konferansı’nda konuştu: “Yunan/Rum ikilisi son 1 yılda kıta sahanlığımıza 9 kez gemi göndermeye kalkıştı” TC Dışişleri Bakanı Çavuş...

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunan ve Rum gemilerin...

CTP’nin, Kıb-Tek’e ihalesiz yakıt alımıyla ilgili Yasa Gücünde Kararname’nin iptali davası, Kararname’nin yürürlükten kaldırılması nedeniyle geri çekildi CTP’nin, Kıb-Tek’e ihales...

    CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ara emir için başvurduk...

Şanlı Erenköy Direnişi ve bu direnişte şehit düşenler Erenköy’de düzenlenen törenle anıldı Şanlı Erenköy Direnişi ve...

Kıbrıs Türk mücadele tarihinin önemli dönüm noktalarından Şa...

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak bu akşam Türkiye’ye gidiyor Cumhurbaşkanı Tatar, Türk...

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı...

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 13. Büyükelçiler Konferansı’nda konuştu… TC Dışişleri Bakanı Çavuş...

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Ege ve Doğ...

Eğitim HABERLERİ