DOLAR 18,8116 0.01%
EURO 20,4382 -0.29%
ALTIN 1.164,52-0,15
BITCOIN 4432492,78%
Lefkoşa
°

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Yrd. Doç. Dr. Gözügüzelli;   Adanın bölünmüşlüğü tescil edildi

Yrd. Doç. Dr. Gözügüzelli; Adanın bölünmüşlüğü tescil edildi

ABONE OL
24 Eylül 2018 10:54
Yrd. Doç. Dr. Gözügüzelli;   Adanın bölünmüşlüğü tescil edildi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, Güney Kıbrıs ve Mısır arasındaki deniz altından kablo ile Afrodit gazının Mısır’daki doğalgaz sıvılaştırma tesislerine direk olarak gönderileceği yönünde yapılan anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Gözügüzelli, “Rumlar bu provakatif – güç diplomasisine dayandırmaya çalıştığı – siyasetle atmış oldukları bu adımla artık tamamıyla Kıbrıs meselesinde, hidrokarbon faaliyetlerinde net bir şekilde ayrıştırıcı ve hiç bir suretle tarafların bir araya gelerek bu konuda mutabakat sağlayacakları bir zemini ellerinin tersiyle itmişlerdir” dedi.
“Bundan sonraki adımlar kısasa kısas şeklinde devam edecektir” diyen Gözügüzelli, “Çünkü Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Afrodit sahasındaki gazı deklere ederken sözde Kıbrıs Rum Yönetimi Münhasır Ekonomik Bölge’si (MEB) diye tanımladığı bölge de fiilen kurulmamıştır. Çünkü 20103 yılında GKRY ile Mısır arasında sözde belirlenen MEB anlaşması Türkiye’nin Batı Kıta Sahanlığını ihlal etmesinden ötürü hemen Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı nezdinde BM Genel sekreterliğine itiraz sunulmuş ve bu yayınlanmıştır” açıklamasında bulundu.
Gözügüzelli, “Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır arasında çizilen MEB anlaşmasından doğan ihtilaftan ötürü, yani tarafların üçüncü devletlerin hakkına saygı göstermemesinden, BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 300. maddesine aykırı davranmasından dolayı, yani iyi niyete dayalı bir sınırlandırma yoluna gitmemelerinden ötürü ve ayrıca içtihat hukukunda adalara verilen etki unsurunun ana kara statüsündeki devlet ile tamamiyle farklı olduğu hususu dikkate alındığında gerçekleştirilen sözde MEB anlaşması zaten uluslararası hukuka aykırıdır” ifadelerini kullandı.
“BU BÖLGELER BENİMDİR” DENİLEMEZ
“GKRY’nin belirtmiş olduğu hayali çizgiler neticesinde Lübnan ile bir sınırlandırma anlaşması olmamıştır. Suriye ile olmamıştır, Türkiye ile olmamıştır. Yunanistan’la belirlenmemiştir” diyen Gözügüzelli, “Belirlenmeyen deniz sınırlandırma alanlarında bu bölgeler benimdir denilemez” dedi.
“İSRAİL VE GÜNEY KIBRIS”
Yapılan bu sınırlandırma hattı, daha sonra İsrail’le 2010’da belirlenen sınırlandırma hattı uluslararası hukuka aykırı bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Gözügüzelli, şu açıklamalarda bulundu:
“İsrail’le GKRY’nin belirlediği sınırlandırma hattı da bu kez Lübnan’ın 849 km karelik bir alanına tecavüz etmiştir. Dolayısıyla bölgede GKRY’nin bütün faaliyetleri uluslararası hukuka aykırıdır.
Bu tavrın ötesinde AB’nin ve Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’ye belli zamanlarda uyarıcı bir şekilde Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerinden vazgeçmesi yönünde GKRY’nin sözde egemenlik haklarına saygı göstermesi çağrıları gerçekleşmektedir. Bu Avrupa Komisyonu, Güney Kıbrıs’ın Mısır ile belirlemiş olduğu Euro- Afrika entegre kablo ağı sistemi ve Güney Kıbrıs’ın İsrail’le belirlediği Euro-Asya entegre kablo ağını fiili olarak gerçek bir proje olarak kabul etmekte AB Komisyonu ve hatta buna sponsor olmaktadır. Fakat yapılan bu interkonekte kablo ağı projesi özde Türk kıta sahanlığından geçirilerek Güney Kıbrıs’tan başlayacak bir hattan Girit’e taşınması ve oradaki Avrupa enterkornekte ağıyla birleşecek bir güzergah belirlenmesi, zaten uluslar arası hukuka aykırı olarak dizayn edilmiştir.
Çünkü BM Deniz Hukuku Sözleşmesi 79.md 3.fırkasında Kıta Sahanlığında herhangi bir devletin kıta sahanlığından geçirilecek boru hatlarında mutlaka ilgili kıyı devletinden rıza alınması gerekmektedir”
“TÜRKİYE’NİN KITA SAHANLIĞINI DELME GİRİŞİMİ VAR”
Gözügüzelli, “Bu taraflar zaten sözde MEB sınırlandırma anlaşması ile Türkiye’nin haklarını ihlal etmeye çabalarken aynı zamanda şuan attıkları bu adımlarla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kıta sahanlığını da fiili olarak delme girişimleri vardır” açıklamasında bulundu.
“GÜNEY KIBRIS ADANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNÜ ORTAYA KOYDU”
“Öte yandan TPAO’ya verilen ruhsatlandırma sahaları içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin tavrı yeniden net olmuştur” diyen Gözügüzelli, “Belirtilen alanlarda en son biliyorsunuz İtalyan ENİ şirketine sondaj izni verilmemiştir. Çünkü Kıbrıs Türklerinin arama – araştırma bölgesidir. Yani Güney Kıbrıs bu adımlarıyla fiili olarak adanın bölünmüşlüğünü zaten ortaya koydu. Kıbrıs Türklerinin rızası alınmayan bir durumda adanın eşit ve egemen söz sahibi olan Kıbrıs Türklerinden bu konuda gerek müzakere sürecinde gerek daha sonra Kıbrıs Türk tarafının ve anavatanın iyi niyetli çağrıları karşısında herhangi bir adım atmayışları ve bugüne kadar 2007’den beri sadece hidrokarbon faaliyetleriyle Kıbrıs Türklerinden bu yönden herhangi bir şekilde onay almamaları tamamıyla mevcut anayasal düzenlerine de aykırı bir tutumdur. AB kalkıp ta Kıbrıs meselesi çözümlenmeden Güney Kıbrıs’ın yapmış olduğu uluslararası hukuku ihlal eden tavırlarını katiyen savunma kabiliyeti olamaz” dedi.
ADANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNÜ TESCİL EDEN ADIM
Gözügüzelli, “Netice itibariyle GKRY’nin tek yanlı hidrokarbon faaliyetleri uluslararası hukukta Kıbrıs Türkeri’nin rızasının alınmamasından ötürü aykırılık teşkil etmekte ve Mısırla belirlemiş oldukları bu tahrikkar tutum da adanın bölünmüşlüğünü tamamen tescil etme adına adım atmışlardır.
Kısasa kısas durum ortaya çıkacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Akdeniz’de kendi deniz etki alanlarını korumakta kararlı bir duruş sergilemektedir. 2002 yılından bu güne kadar yapmaya çalıştıkları sözde sondaj faaliyetlerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti asla kendi sınırlarından izin alınmadan asla müsaade etmeyecektir. Bölgeye gelen bütün gemileri püskürtmüştür” ifadelerini kullandı.
AFRODİT GAZININ ÇIKARIMI SORUNU
“Afrodit gazının satış rakamı ve satış imzası yapılmamıştır” diyen Gözügüzelli, “Afrodit gazın fiyatlandırılması veya bu gazın kar paylaşımı ile ilgili şirketler arasında ve GKRY arasında henüz İsrail’le var olan sorundan ötürü daha çözümlenmemiştir. Çünkü İsrail deniz yatağından yapılacak sondaj faaliyetinde gaz taraflar arasında bir ihtilaf var. Dolayısıyla bu ihtilafta çözülmeden gazın satışı mümkün değildir” dedi.
“SİYASİ SÖYLEM OLARAK HAVADA KALACAK”
Gözügüzelli, “Taraflar hatta arabulucu mahkemeye gideceğine dair birtakım haberlerde çıkmıştı. Zaten bu gazın taşınması durumu boru hattı olmasına rağmen Kıbrıs Türklerinin rızası alınmamasına rağmen siyasi söylem olarak havada kalacak” açıklamasında bulundu.
“TÜRKİYE GEREKEN CEVABI VERECEKTİR”
“Bu ihtilaf hala sürmektedir ve çözümlenmemiştir. Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs’ın tek yanlı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini açık denizlere kapatma stratejisi tamamıyla beyhude bir çaba olarak kalacaktır” diyen Gözügüzelli, “Türkiye gereken cevabı verecektir. Uluslararası hukuk çerçevesinde gereken cevap verilecektir. Haklarının ihlali konusunda da ortaya çıkacak neticelerden katlanmaları gerekmektedir” dedi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.